Kan vermek kan değerlerini düşürür mü? Bir bağış gününün içinde saklı kalan hikâye
Benzer Konular: En yüksek nabız kaç olmalı ?
Bazı günler vardır, insanın içine sessiz bir düşünce düşer ve oradan çıkmaz. Benim için o günlerden biri, Kayseri’de soğuk bir sabahın tam ortasında başladı. Elimde eski bir mont, cebimde yarım kalmış bir günlük… İçimde ise tuhaf bir karışım vardı: heyecan, biraz korku ve açıklayamadığım bir umut.
O sabah kendime tekrar tekrar aynı soruyu soruyordum: Kan vermek kan değerlerini düşürür mü?
Soru basit gibi duruyordu ama içimde büyüyordu. Sanki cevabı sadece tıbbi bir bilgi değil de, hayatla ilgili daha derin bir şeymiş gibi hissediyordum.
Sabahın sessizliği ve karar anı
Keza sayfasına hoş geldiniz! “Kan bağışı için kan değeri kaç olmalı” hakkında hazırladığımız bu özel içeriğin tadını çıkarın.
Otobüse bindiğimde cam buğuluydu. Dışarıdaki insanlar hızlı hızlı yürüyordu, herkes bir yerlere yetişme telaşındaydı. Ben ise yavaşlamış gibiydim. Sanki o gün dünya biraz daha sessizdi.
Bir süredir gönüllü kan bağışı yapmayı düşünüyordum ama hep erteliyordum. Bir yanım “iyi bir şey yapacaksın” diyordu, diğer yanım ise aynı soruyu fısıldıyordu: Kan vermek kan değerlerini düşürür mü?
Bu düşünce beni korkutuyordu. Çünkü son zamanlarda zaten kendimi biraz yorgun hissediyordum. Sabahları uyanmak zor geliyordu, akşamları ise hiçbir şey yapmadan boş boş oturuyordum.
İlk tereddüt
Bağış noktasına yaklaştıkça içimdeki ses daha da büyüdü. “Ya gerçekten düşürürse?” diye düşündüm. “Ya zaten düşük olan enerjim daha da azalırsa?”
Ama bir başka ses daha vardı. Daha sessiz ama daha kararlı: “Belki de bu, kendini daha iyi hissetmenin bir yoludur.”
İşte o an anladım ki, mesele sadece Kan vermek kan değerlerini düşürür mü? sorusu değildi. Asıl mesele, korkularımla iyilik yapma isteğim arasında sıkışıp kalmamdı.
Bağış merkezinde geçen anlar
İçeri girdiğimde sıcak bir ortam vardı. İnsanlar sırayla oturuyor, bazıları gülüyor, bazıları düşünceli görünüyordu. O an fark ettim ki, yalnız değildim. Herkesin kendi hikâyesi vardı.
Bir görevli bana yaklaştı, kısa sorular sordu. Kendimi anlatırken sesimin hafif titrediğini hatırlıyorum. “İlk kez mi?” diye sordu. Başımı salladım.
O sırada içimdeki soru tekrar yükseldi: Kan vermek kan değerlerini düşürür mü?
Bunu sormadım. Sorsam bile cevabın beni tam olarak rahatlatmayacağını hissediyordum. Çünkü bazı sorular bilgiyle değil, deneyimle cevaplanırdı.
İlk iğne ve içimdeki dalga
Koluma iğne girdiğinde garip bir sakinlik hissettim. Acı beklediğim kadar değildi. Daha çok bir teslimiyet vardı. Sanki bir şey bırakıyordum ama ne bıraktığımı tam bilmiyordum.
Tavanı izlerken aklımdan geçen tek şey şuydu: “Ben şu an gerçekten bunu yapıyorum.”
Bir yandan gurur, bir yandan hafif bir endişe… İçimde garip bir denge vardı.
Ve yine aynı soru: Kan vermek kan değerlerini düşürür mü?
Bekleyiş ve düşünceler
Kan veriş süreci devam ederken zaman yavaşladı. Yanımdaki insanla göz göze geldim. O da sessizdi. Sanki hepimiz aynı duygunun içindeydik ama farklı şekillerde yaşıyorduk.
Kendi kendime düşündüm: Belki de beden gerçekten bir şey kaybediyordu ama ruh başka bir şey kazanıyordu.
Ama hemen ardından içimdeki endişe geri geldi. “Ya gerçekten zarar veriyorsam?” diye düşündüm. “Ya bu iyilik sandığım şey, bedenime yük oluyorsa?”
İşte o an, Kan vermek kan değerlerini düşürür mü? sorusu benim için sadece bir bilgi değil, bir vicdan sorgusu haline geldi.
İşlem bitince gelen sessizlik
İşlem bittiğinde kolum hafifti ama ben garip bir şekilde daha ağır hissediyordum. Görevli su verdi, birkaç dakika oturmamı söyledi.
O sırada içimde iki duygu çarpışıyordu: bir tarafım çok doğru bir şey yaptığını düşünüyordu, diğer tarafım ise bedenimi fazla zorlayıp zorlamadığımı sorguluyordu.
Ayağa kalktığımda hafif bir baş dönmesi hissettim. Korktum. Gerçekten korktum. “İşte oldu,” dedim içimden, “belki de kan değerlerim düştü.”
Ama sonra sakinleştim. Nefes aldım. Bu hissin geçici olduğunu söylediler. Yine de içimde bir iz kaldı.
Ev yolunda düşünceler
Dışarı çıktığımda Kayseri’nin soğuğu yüzüme çarptı. Ama içimde garip bir sıcaklık vardı. Bir şey yapmış olmanın hissi.
Otobüste camdan dışarı bakarken kendime şunu sordum: “Eğer gerçekten kan değerleri düşüyorsa, buna değer miydi?”
Cevabı hemen gelmedi.
Sonra bir başka düşünce belirdi: Belki de beden, kaybettiklerini kısa sürede geri kazanabiliyordu ama insanın içindeki iyi his o kadar hızlı geri gelmiyordu.
Günler sonra gelen farkındalık
Aradan birkaç gün geçti. İlk gün biraz yorgundum ama sonra normale döndüm. Hatta kendimi daha iyi hissetmeye başladım.
O zaman anladım ki, Kan vermek kan değerlerini düşürür mü? sorusu tek başına korkutucu bir şey değilmiş. Asıl önemli olan, bedenin bunu nasıl dengelediğiymiş.
Günlüğüme o gün şunu yazdım:
“Bazen bir şey kaybettiğini sanırsın ama aslında sadece yer açıyorsundur.”
O cümleyi yazarken içimde bir rahatlama oldu. Çünkü korkularımın yerini yavaş yavaş anlam almaya başlamıştı.
Son bir düşünce: korku ile iyilik arasında
Şimdi geriye dönüp baktığımda o günün bende bıraktığı en güçlü şey, fiziksel bir deneyimden çok zihinsel bir dönüşüm.
Evet, Kan vermek kan değerlerini düşürür mü? diye sormuştum. Ama aslında asıl sorunun bu olmadığını şimdi daha iyi görüyorum.
Asıl soru şuydu:
“Korktuğum halde iyi bir şey yapmaya cesaret edebilir miyim?”
Ve o gün, Kayseri’nin soğuk sabahında, belki de ilk kez buna “evet” demiştim.