Durduk Yere Karıncalanma Neden Olur? Hepimiz zaman zaman, hiçbir şey yapmadan, otururken ya da yatarken birden vücudumuzda karıncalanma hissetmişizdir. Ellerimizde, ayaklarımızda ya da parmaklarımızda başlayan bu garip duygu, çoğu zaman geçici olup kaybolur. Peki, durduk yere karıncalanma neden olur? Bu hissin kaynağında ne yatıyor? Bunu merak edenlerden biri olduğumu söylemeliyim. Bir sabah uyanıp parmaklarımda hafif bir karıncalanma hissettiğimde, bu soruyu kendime sormaya başladım. Hemen ardından bu konuyu araştırdım ve öğrendiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Hazır mısınız? Sinirler ve Karıncalanma: Nedir Bu Hissin Arkasında Yatan Gerçek? Vücudumuzdaki sinirler, beynimize sürekli mesajlar gönderir. Bu sinyallerin doğru bir şekilde iletilmemesi ya da geçici bir…
8 YorumEtiket: bir
Hiperaktif Çocuk Nasıl Sakinleşir? Bir psikolog olarak, insan davranışlarını anlamak ve çözümlemek hep bir merak konusu olmuştur. Her bireyin farklı bir dünyası, farklı bir içsel dünyası vardır. Bir çocuğun davranışlarını gözlemlemek, onun içsel duygusal ve zihinsel durumuna dair önemli ipuçları sunar. Özellikle hiperaktivite gibi karmaşık bir durum söz konusu olduğunda, sadece dışsal davranışları gözlemlemek yeterli olmaz. Çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal süreçlerini derinlemesine analiz etmek, doğru müdahaleyi bulmak açısından oldukça önemlidir. Peki, hiperaktif bir çocuk nasıl sakinleşir? Bu soruya yalnızca psikolojik bir bakış açısıyla yaklaşmak, çözüm yollarını daha sağlıklı ve etkili kılacaktır. Hiperaktivitenin Temelleri: Bir Zihin Durumunu Anlamak Hiperaktivite, genellikle…
12 YorumDeniz Şairi Kimdir Cumhuriyet? Dalgaların Arasında Bir Sesin Toplumsal Yankısı Bazı isimler yalnızca şiir yazmaz; onlar, toplumun ruhunu dalgalar gibi kıyıya taşıyan seslerdir. Cumhuriyet dönemi edebiyatında “Deniz Şairi” denildiğinde akla gelen isimlerden biri de hiç kuşkusuz Melih Cevdet Anday ya da daha yaygın olarak Cahit Külebi ve Özdemir Asaf gibi Cumhuriyet’in yeni ruhunu deniz metaforlarıyla anlatan şairlerdir. Ancak en çok bu unvanla anılan kişi Melih Cevdet Anday olmuştur. Onun dizelerinde deniz, yalnızca bir doğa unsuru değil; değişimin, umudun ve toplumsal dönüşümün simgesidir. Bu yazıda “Deniz Şairi” kavramını yalnızca edebi bir unvan olarak değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında…
6 YorumDede Ne Demek Ne Demek? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Bir Psikoloğun Meraklı Girişi: Dede Ne Demek Ne Demek? İnsan davranışlarını çözümlemeye çalışan bir psikolog olarak, her kelimenin, her terimin insan zihnindeki yerini anlamak ve bunun bireylerin psikolojisini nasıl şekillendirdiğini görmek benim için her zaman büyük bir merak konusu olmuştur. Bu yazıda, “dede” kelimesinin anlamını sadece kelime bilgisi olarak değil, psikolojik boyutlarıyla derinlemesine incelemeyi amaçlıyorum. “Dede” kelimesi çoğu zaman sevgi, saygı ve aitlik duygusuyla ilişkilendirilen bir terimdir. Ancak, bu kelimenin insan zihninde nasıl bir yer tuttuğu ve duygusal, bilişsel ve sosyal boyutlardaki etkileri üzerinde düşündüğümüzde, “dede” kelimesi çok daha fazlasını ifade…
6 YorumKaç Çeşit Hıyar Var? İktidarın, Vatandaşlığın ve Toplumsal Dengenin Siyaset Bilimsel Analizi Toplumsal düzenin karmaşık doğasında, güç ilişkileri bazen bir sebze metaforu kadar sade, bazen de bir ideoloji kadar çok katmanlıdır. Bir siyaset bilimci olarak, “kaç çeşit hıyar var?” sorusu bana sadece tarımsal bir merak gibi değil, aynı zamanda bir iktidar ilişkisi metaforu gibi gelir. Çünkü toplumda da tıpkı doğada olduğu gibi, her “tür” kendi ortamında bir güç dengesi yaratır. Bir hıyar tarlasında olduğu gibi, siyasal sistemde de kimi türler daha görünür, kimileri gölgede kalır; bazıları dayanıklıdır, bazıları ise hızla çürür. İktidarın Türleri: Sert Kabuklular ve Esnek Kökler Siyaset bilimi…
10 Yorumİhanet Nedir Dini Anlamda? Mizahi Bir Yolculuk Hepimiz hayatımızda en az bir kez, bir dizide ya da gerçek hayatta “ihanet” kelimesini duymuşuzdur. Kimimiz için aşk üçgenleri, kimimiz için dost kazığı, kimimiz için de en sevdiğimiz pizzanın üzerine ananas koymak (evet bu da ihanettir!)… Ama işin dini boyutuna baktığımızda, ihanet daha da derin ve ciddi anlamlar taşır. Hadi gelin, bu kavramı biraz tebessümle ve kahkahalarla süsleyelim. Erkekler Çözüm Peşinde, Kadınlar Empati Peşinde İhanet kavramını masaya yatırırken erkekler genelde stratejik çözümler arar. Bir erkek, “Hemen bir algoritma kurayım, bu ihaneti nasıl minimum hasarla atlatırız?” diye düşünür. Kadınlar ise olaya çok daha empatik…
10 Yorumİstanbul’da Hangi Padişahların Mezarları Var? Tarihin Sessiz Tanıkları Tarihin kalbinde bir şehir düşünün: İstanbul. Surların ardında, sarayların gölgesinde, camilerin avlularında yatan bir imparatorluk… Osmanlı’nın kudreti, sadece fethedilen topraklarda değil, bu şehrin taşlarına, mermerlerine ve türbelerine de kazınmıştır. Bugün İstanbul’da dolaşırken yalnızca bir metropolün değil, aynı zamanda altı asırlık bir imparatorluğun sessiz hikâyelerini taşıyan mezar taşlarının arasında gezersiniz. Fatih Sultan Mehmet: Fethin ve Yeniden Doğuşun Sembolü İstanbul’un fethini gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet’in türbesi, adını taşıyan Fatih Camii’nin haziresindedir. 1481 yılında vefat eden padişah, fethettiği şehrin tam merkezinde ebedi istirahatine çekilmiştir. Türbesi, Bizans’tan devralınan bir başkentin İslam kimliğine bürünmesinin sembolüdür. Akademik çevrelerde…
14 YorumZemheri mi Daha Soğuk Hamsin mi? Geleceğin İkliminde Sıcak Soğuktan Daha Derin Olacak Bazı sabahlar pencereye baktığınızda, camın ardında donmuş bir sessizlik hissedersiniz. Bazen de gökyüzü tozla kaplanmıştır; hava yakar ama yakarken bile durgun bir ağırlık vardır içinde. Zemheri’nin keskin soğuğu mu, Hamsin’in kavurucu sıcağı mı daha güçlü? Bu sadece bir hava durumu sorusu değil — gelecekte insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin aynası olacak bir sorgulama. Hadi gelin, birlikte düşünelim. Zemheri ve Hamsin: Zıtlıkların Dansı Zemheri, Arapça kökenli bir kelimedir; “kışın en sert zamanı” anlamına gelir. Ocak ayının derin soğuğunu, karın sessizliğini ve gökyüzünün donmuş maviliğini anlatır. Hamsin ise tam tersine,…
10 YorumHırpıt Ne Demek? Türkçenin Gölgesinde Kalmış Bir Kelimenin Yolculuğu Türkçenin derinlerinde kaybolmuş, unutulmaya yüz tutmuş kelimeler vardır. Onlar, yalnızca bir anlam değil, bir dönemin ruhunu da taşır. Hırpıt kelimesi de bu gizli kelimelerden biridir. Halk dilinde bir küçümseme, bazen de bir sevecenlik barındıran bu sözcük; Anadolu’nun dil hafızasında, toplumun sosyolojik ve kültürel yapısına dair ipuçları taşır. Hırpıt Kelimesinin Kökeni ve İlk Kullanımları “Hırpıt” kelimesi, etimolojik olarak Türkçede “hırpani”, “derbeder”, “bakımsız” anlam alanına yakın bir yerde durur. Eski Anadolu Türkçesi’nde “hırp” kökü, yıpranmışlık, eskiyip yorgun düşmüşlük anlamlarını taşır. Hırpıt ise bu kökten türemiş, muhtemelen halk ağzında zamanla biçimlenmiş bir kelimedir. Osmanlı…
12 YorumGüvenlik Sertifikası Almak Kaç Ay Sürer? Güç, Kurumlar ve Vatandaşlığın Siyasi Anatomisi Bir siyaset bilimci olarak, güç ilişkilerinin toplumun en küçük hücrelerine kadar sızdığını gözlemlemek şaşırtıcı değildir. Devletin, güvenliğin ve bireyin kesişim noktasında yer alan “güvenlik sertifikası” olgusu da bu bağlamda yalnızca bir belge değil; modern iktidarın vatandaş üzerindeki görünmez disiplin mekanizmalarından biridir. “Güvenlik sertifikası almak kaç ay sürer?” sorusu, aslında devletin güvenliği kimlere emanet ettiğini, vatandaşlık bilincinin nasıl şekillendiğini ve bireyin sistem içindeki konumunu sorgulamak için mükemmel bir başlangıçtır. Güvenlik Sertifikası: Modern Devletin Görünmez İtaat Aracı Foucault’nun iktidar analizini hatırlayalım: Güç, sadece baskı yoluyla değil, bilgi ve düzen aracılığıyla…
6 Yorum