Laçin Türkçe Mi?
Kayseri’nin sıcak yaz günlerinden biriydi. Dışarıda rüzgar yerini, kavurucu güneşe bırakmıştı. Evde yalnızdım; kitaplar, defterler ve bir iki boş kahve fincanı. O günlerde yazmaya, düşünmeye hep ihtiyacım vardı. Ama o an bir soru vardı kafamda: Laçin Türkçe mi? Bu soruyu birkaç gün önce duymuştum; o kadar basit, o kadar sıradan görünüyordu ki. Ama içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissediyordum. Belki de sadece bir kelimeydi ama neden bu kadar kafama takıldığını bilmiyordum.
Bir Kitapçıda Başlayan Hikaye
Bir sabah, kahvemi alıp yine her zaman gittiğim o küçük, köhne kitabevine uğradım. Kitabevinin kokusu, bana çocukken annemin okuduğu romanları hatırlatıyordu. O gün yine yeni bir kitap almak için gittim ama alacağım kitap hiçbir zaman önceden seçtiğim gibi olmuyordu. Bir köşede, eski raflarda bir şey dikkatimi çekti. Kitapçının tam köşesindeki küçük bir bölüm vardı. İlginç bir şekilde, bu bölümde yalnızca birkaç yerel dil ve lehçe hakkında kitaplar vardı.
İlk başta gözüm bir kitapçıkla ilişti, kapağında sadece “Laçin” yazıyordu. Yavaşça çekip elime aldım. Kitabın içinde, köylerinin hangi dillerde konuştuklarından, etnik kimliklerinden, yaşadıkları zorluklardan bahsediliyordu. Ve bir cümle vardı, o cümleyi okuduğumda bir anda bütün dünya durdu sanki: “Laçin, Türkçe mi?”
O an içimden geçen hisleri tarif etmek zor. Bir yanda merak vardı, diğer tarafta hayal kırıklığı… Bu soru basit görünse de bende bir huzursuzluk yaratmıştı. Laçin, Türkçe mi? Böyle bir soru vardı ve ben ne olduğunu anlamamıştım. Hızla kitapçıdan çıktım, kafamda bu soruyla, içimde bir sürü karışık düşünceyle.
Laçin: Bir Kimlik Arayışı
İlk başta bu soruyu anlamadım. Laçin, aslında bir köy ismi değil mi? Neden “Türkçe mi?” diye soruluyordu? Kitapçının kapısının dışında bir an durup derin bir nefes aldım. Hava sıcaktı, ter içinde kalmıştım ama kafamın içindeki karmaşa o kadar büyüktü ki, dışarıdaki sıcaklık onu hissettirmedi. Laçin’in kökenini, tarihini, kültürünü öğrenmek istiyordum. Bu sadece bir dil meselesi değildi. Her bir kelime, her bir cümle, kimlik meselesiydi. Türkçe mi? Evet, ama Laçin’in de bir sesi vardı.
Kendimle biraz hesaplaşmak gibiydi. Kayseri’de büyümüş, her gün Türkçe ile iç içe yaşamış bir insan olarak, birdenbire kendi dilimi sorgulamaya başlamıştım. Türkçe’nin katmanları, ince ince işlenmiş zaman içinde kaybolmuş bir dilin arkasında ne vardı? Laçin Türkçe mi? Belki de kendi kimliğimi, kökenimi sorgulamak gibi bir şeydi.
Kendimi Kaybolmuş Hissettim
Akşam oldu ve yatağımda, defterimin başına geçtim. Laçin hakkında daha fazla araştırma yapmalıydım, ama bu defa yazarken ellerim titriyordu. Bu kadar basit bir sorunun içinde bu kadar çok şey var mıydı? Kendimle yüzleşmeye başlamıştım. Beni bu kadar etkileyen şey neydi? Laçin dilinden başka bir şey miydi? Belki de uzun zamandır, kimliğimi bulmaya çalışırken bir şeyleri kaybetmiştim.
Defterimi açıp, ne kadar sinirli, kararsız ve kaybolmuş hissettiğimi yazdım. Bir yanda kültürüm, kökenim vardı ama diğer yanda da dilim, bu kadar derin bir bağla iç içeydi ki… Kayseri’de, Türkçe konuşarak büyüdüm ama Laçin’in dilini öğrenmek, kendi köklerimi keşfetmek gibiydi. Belki de Türkçe’nin dışındaki her şey, beni başka bir yere götürebilirdi. Fark ettim ki, dilim sadece kelimeler değil, aynı zamanda yaşadığım yer, ailem, geçmişim ve kültürümle iç içeydi.
Sonunda Laçin ve Ben
Birkaç hafta sonra, bu konu hakkında daha fazla okuma yaparak, bazı kaynaklardan, Laçin’in de Türkçe ile harmanlanmış bir lehçe olduğunu öğrendim. Türkçe kelimelerle birlikte eski kökenlerden gelen sesler vardı; aslında, Laçin Türkçe değildi ama Türkçe’nin çok farklı bir formuydu. Kendi kimliğimi bu kadar sorgulamamın ardından bir nebze rahatladım. Dilimle yeniden barışmak istiyordum, çünkü Türkçe, hayatımın bir parçasıydı. Ama Laçin’i daha iyi anlamam gerektiğini de fark ettim. Türkçe’nin katmanlarına inmek, bir yabancı gibi hissetmek… Bunu öğrenmek gerekiyordu.
O an, Laçin’in ne kadar değerli olduğunu, ne kadar önemli bir kültürel mirasa sahip olduğunu kabul ettim. Artık, o basit soruya bakışım değişmişti: Laçin Türkçe mi? Evet, Laçin Türkçe’ydi ama Türkçe’nin de çok farklı şekillerde kendini ifade ettiğini gördüm.
Ve o günden sonra, her kelimenin bir kimlik taşıdığını, her dilin ardında bir kültür ve duygu olduğunu anladım. Bazen sadece bir soru, kimliğini sorgulamanı sağlayabilir. Laçin’e, Türkçe’ye, hatta kendime olan bakışım değişmişti. Bu soru bir dönüm noktasıydı ve bana, hayatın her alanında soru sormanın, keşfetmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlattı.