İçeriğe geç

Ufak ufak deprem olması iyi mi ?

Ufak Ufak Deprem Olması İyi Mi? Bir Günün Hikayesi

Kayseri’nin sokakları sabahın ilk ışıklarıyla sessizdi. Gözlerim yavaşça açıldığında, odamın penceresinden gün ışığının zayıf ışıkları içeri süzüldü. Sabahları her zaman aynı düzenle uyanırım: önce telefonumu kontrol ederim, ardından içimdeki düşüncelerle baş başa kalırım. Ama o gün farklıydı. Hafif bir sarsıntı… O kadar ince, o kadar belli belirsizdi ki, ilk başta ne olduğunu anlayamadım.

Ufak Ufak Gök Gürültüsü

Evet, depremdi. Ama o kadar ufak ve masumdu ki, hissetmek yerine bir anlık bir huzursuzluk gibiydi. O an, aklımdan geçen şey sadece “Bu küçük sarsıntılar kötü değil, aksine belki iyi bile olabilir”di. Bir yandan evin her köşesinde duvarların arasındaki çatlaklar gözümün önüne geliyordu. Küçük bir deprem, büyüğünden önceki uyarıcı bir işaret olabilir miydi?

Bir çay demleyip, pencerenin kenarına oturdum. Gözlerim, Kayseri’nin dağlarının siluetini tarayarak ilerledi. O dağlar ne kadar uzun ve sağlam görünse de, birer yansıma olduklarını fark ettim. Güçlü, sağlam gibi duran her şeyin temeli aslında incelikle kurulmuş. Bir şekilde, bu dağlar bile yerinden oynayabilir. Ama belki de ufak sarsıntılar, büyüyen bir felaketi engellemek için gerekli uyarılardı.

Bir Adım Sonra Ne Olacak?

Bir an düşündüm, “Ya gerçekten, ufak ufak depremler iyi mi?” Herkesin bildiği gibi, büyük bir deprem korkusu içinde yaşamak zor. Ama belki de küçük sarsıntılar, ruhumuzun kaygılarından kurtulması için birer şans. Ya da bir anlamda, hayatın her şeyin yolunda gittiğini düşündüğümüzde karşımıza çıkan, her şeyin yerli yerine oturması için yaptığı uyarılar gibi. Mesela, içimdeki kaygı… Bu kaygı hep var. Ne zaman bir şey yanlış gitse, bir adım sonrası kaybolacak gibi hissediyorum. Ama sonra, hayatın bana verdiği bu küçük hatırlatmalar gibi şeyler beni uyandırıyor. “Dur bir saniye,” diyor, “sadece biraz sakin ol, biraz sabırla bekle.”

Hayal Kırıklığı ve Bir Umut

Evet, büyük felaketten korkuyorum. Kimse korkmaz mı? Ama işin gerçeği, o an sadece gözümdeki buğuyu silmeye çalışıyorum. Gözlerim açık ama içim kocaman bir belirsizliğe doğru kayıyor. O an ne yapmalıyım, ne hissediyorum? Ürkek miyim, yoksa daha güçlü mü? İçimde iki farklı ses yükseliyor.

Biri “Evet, bu küçük sarsıntılar, büyük felaketten önce uyarıdır” diyor. Diğeriyse “Bir sonraki büyük deprem için sadece bir başlangıç” diye yanıt veriyor. Kafamda dönüp duran bu düşüncelerle boğuluyor gibiyim. Ancak içimde bir yerde umut var. Sadece bazen ona gözlerimi kapatıp, kendimi kaybolmuş hissediyorum.

Ama o umut, ne zaman deprem gibi sarsıntılar beni zorlamaya başlasa, geri geliyor. Evet, belki de bu ufak sarsıntılar, büyük olanı engellemek için uyarılar. Bu yüzden bazen küçük şeylerin büyük sonuçlar doğurabileceğini kabul etmemiz gerekiyor. Tıpkı bir kırık dalın, önce bir yaprağın sonra da tüm ağacın sağlıklı olması için gereken uyarı olması gibi.

Son Sözler

Kayseri’nin sabahları hâlâ aynıydı. Ama o gün, içimde farklı bir şey vardı. Ufak sarsıntılar, belki de hepimizin içinde bir yerde kırılmaya meyilli bir şeylerin işaretleriydi. Belki de bu dünyada her şeyin yavaşça sarsılması, sonradan gelen büyük değişimlerin bir öncesiydi. Küçük bir çalkantı bile, büyük felaketten önce olabilecek bir ön uyarıydı.

Bir deprem, ne kadar küçük olursa olsun, yaşamın temellerini sarsmaya yetiyor. Ama bu da demektir ki, sarsıntılar, her zaman bir şans. Sonuçta, büyük felaketten önce her şeyin yolunda gittiğini sandığımız anlar, bazen en zor anlarımız olabilir. Ve belki de, büyük sarsıntılar olmadıkça, küçükleri hissetmemiz bile yaşamın derinliğini ve karmaşıklığını anlamamıza yardımcı olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://tulipbetgiris.org/elexbett.net