İçeriğe geç

Okullarda beden eğitiminin ne anlama geldiğini biliyor musunuz ?

Okullarda Beden Eğitiminin Ne Anlama Geldiğini Biliyor Musunuz?

Hayatınızda hiç beden eğitimi dersine girdiğinizde bir an için “Burası spor salonu mu, cehennem mi?” diye düşündünüz mü? Yoksa sadece ben mi? Beden eğitimi, okul yıllarının belki de en garip dersi. Bir yandan ter içinde kalıyorsun, diğer yandan “Acaba bu kadar spor yapmama rağmen neden hâlâ koşu bandında ölüyormuş gibi hissediyorum?” diye düşünüyorsun. Ama işin komik tarafı şu ki, beden eğitimi dersi bir şekilde hayatın her yerinde karşımıza çıkıyor. Bir bakıyorsun iş yerinde sandalyenin kenarına takılıp düşüyorsun, sonra kendine “Neden beden eğitimi dersi vermediler ki?” diye soruyorsun.

Bedende Bir “Eğitim” Var Mı?

Beden eğitimi dediğin şey, aslında her yönüyle düşündüğünde bir “karakter eğitimi”ne de dönüşebiliyor. Tabii bu karakter bazen “bir topu nasıl en hızlı şekilde yüzüstü yere düşürürüm” gibi acımasız bir amaç güdüyor. Ama her dersin sonunda biraz da gururlu oluyorsun. Herkesin iştahla oynadığı voleybol maçında sen sırf düşmemek için etrafı zorla koşarak dönüyorsun. Bu da “güçlü karakter” diyebiliriz herhalde.

“Yok ya, bedende eğitimin ne anlamı var?” diyenleriniz olabilir. Hadi ama! Çocukken yokuş aşağı kayarak dondurmanı düşürüp çığlık atmak, sonra koşarak yeniden almak… Beden eğitimi işte tam da bu tür anları şekillendirmek için var. Biraz deli iş, biraz da işin ciddiyetini öğrenmek. Düşmeden nasıl kalkılacağıyla ilgili hayat derslerini alıyorsun aslında.

“Ya Hadi ya!” Diyen O Kişi Kim?

“Beden eğitimi dersinin anlamını şimdi mi anladım?” diye düşünenler, burada dikkatle dinleyin. Okulda o kadar “ya hadi ya!” diye bağıran bir arkadaş vardır ki, her hareketini birazcık daha eğlenceli hale getirir. O kişi işte bizlerin beden eğitimi dersinden ne anlamamız gerektiğini bilen kişi. Mesela, basketbol oynarken topu tam potaya atacakken o arkadaşın “hadi be ya!” diyerek topu neredeyse kafanıza fırlatması… Sonra başka birinin “Ya hadi ya!” demesi ve nihayetinde herkesin birbirini öldürecek kadar ciddi bir şekilde basketbol oynamaya başlaması. İşte, bu o “anlam”ı gerçekten anlatıyor. Harekete geçmeden önce biraz durmak, biraz düşünmek, eğlenmek.

Beden eğitimi dersi, aslında hem fiziksel hem de psikolojik bir savaş. Çünkü her an bir kazanan var, ama sen sadece en iyi kaybeden oluyorsun. Ama kaybetmek de bir öğretidir. Hatta en iyi ders budur.

İçimdeki Bedeni Eğitiyorum

Şimdi dedim ki, hadi biraz ciddi olalım. İçimdeki bedeni eğitirken bazen aklımın “Bir dakika, bu kadar spor yaparak gerçekten mutlu oldum mu?” sorusunu sorduğu anlar da oluyor. “Fazla mı abartıyorum?” diye düşünüyorsun. Herkes futbol sahasında tek topla çılgınca eğlenirken sen, “Yok, ben bugün spor salonunda 45 dakika bisikletle mücadele edeceğim” diyorsun. Ama gerçekte, o 45 dakikalık mücadele sadece sana bir parça rahatlama sağlıyor. Sonuçta kimse “Benim gerçekten de yataktan kalktığım ve koşu bandında yedi kilometre yürüdüğüm bir gün oldu” demiyor. Ama beden eğitimi dersinde tam olarak o “gün” yaşanıyor. Herkes bir şekilde kendi limitlerini zorluyor. Kimisi koşarak kimisi de kalp krizi geçirerek.

“Hey! Gidip Koşuya Çıkalım mı?”

İzmir’de, arkadaş ortamı da başka bir yer. Beden eğitimi dersinden sonraki o rahatlama hissi ve sonra gelen “Hadi koşuya çıkalım!” mesajları var. Tabii ki bu bir “hadi” diyen kişinin içindeki samimiyeti test etme anı. Ne kadar yapabilirsin, ne kadar dayanabilirsin? Koşuya çıktığında gerçekten de koşuyorsun, ama bir süre sonra ayakların seni alıp bir yerlere götürmek istemiyor. Neredeyse “Beden eğitimi nedir?” diye sormayla bitiyor. Bu noktada işte beden eğitimi dersi devreye giriyor, çünkü o kadar çok sınır var ki… O sınırları aşabilmek insanı gerçekte de zorluyor.

Biraz Bedene, Biraz Zihne

Beden eğitimi dersinde ne kadar terlersen terle, bitiş çizgisine gelip biraz rahatladığında aslında kazandığın şey sadece fiziksel değil. Kendisini aşmanın zevki, bir bakıma egonun da spor yapması gibi bir şey. Gerçekten istediğimiz şey, kaslarımız değil, kafamızın ne kadar güçlü olduğudur. Beden eğitimi de bize bunu öğretir. Bir gün belki gerçekten bir maraton koşacak, o anın gururunu hissedeceğiz. Ama her zaman, o maratona kadar geçen sürede bir şekilde düşecek, kalkacak ve eğlenmeye devam edeceğiz.

Özetle: Beden eğitimi dersi, ne kadar komik olursa olsun, fiziksel bir meydan okuma olduğu kadar zihinsel bir sınavdır. Kimisi “O kadar önemli değil” derken, kimisi de “İşte hayatın anlamı!” diyor. Ama her durumda, dersin sonunda oturup “Bu kadar terlediğime değdi mi?” diye düşünmeyi bırakıp biraz da gülümsemek gerekir. Çünkü hayatı biraz eğlenceli yaşamak, her anı birazcık daha bedensel, birazcık da zihinsel yapmak gerek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://tulipbetgiris.org/elexbett.net